“Gene o bilinmez grip duygu sarıyor benliğimi… Aniden görüntüler parıldıyor kafamda. Her şey çok karışık. Aslında birer paradoks bunlar. Biliyorum. Ama açıklayamıyorum. Küllük dolmuş. Şarap dibini bulmuş. Ben ise son çekişimde sigarayı şeytana ruhumu satmaya karar verdim. Son kez bakışlarımda masumiyet ve yüreyimde vicdan ele ele tüm damarlarımı dolaşıyor. Son kez amansız bilinmezlik vücudumu titretiyor.
Ve kalkıyorum ayağa. Her şeyi savuruyorum etrafa. Yıkıyorum ortalığı. Kırıyorum etrafı kimseyi aldırmaksızın. Sonra bir anda toplayı veriyorum; zamanı geri alır gibi. Ama zaman geri gitmiyor. Gitmeyecek ne kadar arzulasak da. Yerli yerindeyken her şey. İşte o an belirdi şeytan.
Yolda yürürken büyük ihtimalle deli diye tabir edeceğimiz kadın ve ya erkek varoşları görmüşüzdür. Gene büyük ihtimalle birçoğumuz uzaklaşarak yoluna devam etmiştir. Böyle birilerini görünce oturup ağlayasım geliyor. Deli gibi hem de! Kim bilir başına neler geldi de o hale geldi. Belki bir zamanlar onun da ailesi vardı, sevdikleri, sevdiği… Aslında hayat bu kadar adeletsizken ne diye bize yapılan adaletsizliklere ses çıkartırız ki. Durun! Hayatı adaletsiz yapan da bizler olduğumuza göre… Demeye gerek yok gerisini.
Onların yaşadıklarını bilemem. Anlayamam da onları. Ancak tahmin edebilirim biraz. Azıcık akıl yürütmede içim bu kadar acıyorsa… Onların bunları bırakın anlamayı yaşadığının verdiği acıyı… İşte bunu tahmin bile edemem.
Yaşarken öldüklerini kabul etmiş bu insanların çaresizce bağrışları… Gözlerinden dökülen her yaş damlası… Elindeki şarabını güzel düşler kurmak pahasına her içişi.. Bizlere bir şeyler anlatıyor. Bizler ise korku dolu bakışlarla hızlıca yanlarından geçiyoruz. Neyden korkuyoruz. Hayatta hiçbir şeyi olmayan bu insanların bize zarar vermesinden mi?
Tüm o geçen insanlar onlar gibi olmamak için bu hayatta uğraşıyorlar! İşte bu dünyadaki amacımız… D&G çantalarımızı sallayarak geçerken onlar her daim bize gerçekleri anlatmaya çalışıyorlar. Hiçbirimiz dinlemiyoruz.
Artık farkına varın bizler kötüyüz. Lanetliyiz. Adem’in yasakmeyveyi yemesinden beri… Bunları düşündükçe herkesten, hayattan nefret ediyorum. Ama alkışlayın kendinizi… Çünkü çok güzel beynimize kazınmış “Hayat her şeye rağmen güzel” diye… Utanıyorum kendimden.
Aslında biliyor musunuz bizler, hepimiz ruhumuzu şeytana çoktan satmışız”
Ben ise sizin canınıza okumak için şeytanla şeytan olmaya karar verdim. Oyun başlasın o zaman…
photo by: daurada



1 tohum:
evin yoksa, araban, işin yoksa sen de yoksun. yeni dünyanın aksak düzeni böyle. evsizler modern zaman vebalılarıdır aslında. itilirler, ötelenirler.. yanlarından geçerken başlar çevrilesidir onlar. görmek sınırda yaşadığımızı hatırlatır çünkü; çirkindir bir de orada oluşu. ne hakla varolabilir ki zaten, ne hakla?!
ama bana hep güzel görünür varoluşları. keşmekeşin ortasında ve her nasılsa keşmekeşten azade.. veba bizde aslında, sağlıklı kalabilense onlar..
Yorum Gönder