08 Eylül 2009 Salı

İnsanlar ve Ev Eşyaları arasındaki O Duygusal Bağım...

Annem bana hamileyken ,ki o sırada amcam bizimle yaşıyormuş, amcam balık tuttarken noverçli bir çiftle karşılaşmış. Olay Arhavi'de geçiyor bu arada. :) Muhabbet falan ederken, nasıl anlaştıkları hakkında fikrim yok, eve yemeğe getirmiş. Tabi ki de akşam menüsü hamsi tava. Hah! Annem ve babamın da nasıl anlaştıkları konusunda bir fikrim yok. Sanırım bu norveçli çift Türkçe biliyorlardı ya da vahiyle bizimkiler ingilizce konuşabildiler birkaç saatliğine.


Mevzu bahis bu değil. Bu çiftin ilginç tercihi. Bunlar yeni evliymişler ve balayı için tura çıkmışlar. Ev eşyalarını hep ikinci el almışlar. İlginç olan kısım bu. Aslında bu da ilginç değil de hani biz Türkler yeni evlenince zamanın son model beyaz eşyalarını, en pahalı koltuk takımlarını falan alırız. Pahalıdan kasıt bütçemizin biraz üstüne çıkarız. Nasıl olsa insan hayatta bir kere evleniyor diye. Sonra evliliğin en güzel aylarını borç harç sıkıntısıyla geçiriyoriz. Yani herkes de bu böyle olmasa da bir çoğunun böyle...

Bu niye böyle ki? Çok mu önemli cillop gibi ev eşyalarının olması. Kimi için evet, kimi için hayır belki. Ama biraz kültürler de alakalı bir durum. Biz Türkler misafirperverliğimizle ünlüyüz. Eş, dost, akrabayı her daim evimizde ağırlarız. Özel günler olsun, bayramlar olsun, ramazan yemekleri olsun, uzun süredir daver etmedik ayıp olmasın diye olsun derken haytımızın baya bir bölümünü dostlarımızla paylaşırız. Tabi misafir ağırlayınca her şeyin çok iyi şekilde olmasını isteriz. Bir kusur yapmamak için en iyi şekilde karşılarız. Elimizde ne varsa paylaşırız. Ee, hal böyle olunca eve değer de artıyor. Aman koltuklarımız yeni olsun, her yer yalanacak kadar temiz olsun, süslü püslü dantelli olsun... Misafirler gelecek evi güzel görsünler sonra konuşmasınlar falan diye çeşitli nedenlere de yayılabilir.

Ama yabancılarda misafirlik kültürü yok. Eve, ev eşylarına, misafir ağırlamaya, misafirliğe gitmeye önem vermezler. Çok yakın dostlarıyla içli dışlıdılar. Onun dışında şu da uzaktan akraba, şu patronum falan diye ağırlayayım olayı yok. Eve gelen giden olmayıca ne diye o kadar para dökeyim ki eşyaya. Oraya dökeceğim parayla gezebildiğim yerleri gezerim diyorlar. Zaten o kadar giden gelen olsa da gene de eşyaya para dökeceklerini sanmıyorum.

Bence çok fazla bütçeyi sarsacak eşyalar alınmamalı. Gerek yok. Alt tarafı eşya. Ölünce öteki dünyada kullanmayacaksın hoş. Temiz olsun yeter. Uyguna da insanlar bulabilir ikinci el olmasa da. Bunun yanında komşuluk bitmiş gibi kime sorsak zaten.

Eskisi gibi çok fazla olmasa da misafir ağırlamak, arkadaşlarla evde bir çay içip kek ikram etmek bile güzel. Ama hayatın tadını da bilmeli. Bu dünyaya bir kere geliyoruz... Ona buna gösteriş yapıcaz diye ya da beyaz eşya merakım var diye de kasmaya gerek yok. Biraz dünyayı tanımalı... Yaşamdan zevk almalı. Evliliğin tadı çıkarılmalı... Gezip, tozmalı...

2 tohum:

Davudi dedi ki...

Bu konuda kesinlikle sana katılıyorum. Yani insanların evlenirken bütçesini kastırması çok anlamsız. iş görecek eşyaların alınması yeterli olur. Ama icraata gelince sanırım insanlar değişiyor. Benim gibi düşünen kızkardeşim evlenirken her şeyin en pahalısını istedi bir sürü kapris yaptı. Resmen dumur olmuştum. İnsanlar zamanla değişiyor...

shenem dedi ki...

eşya az olsun öz olsun. komşuluk çok çok önemli,komşu komşunun külüne muhtaçtır derler,öle vala, kötü günlerde en manidar güven duygusu