
Gene olayları bir program başlamış yeni sezone doğru. "Popstar Alaturka" Olay kısmı ise kapalı bir yarışmacıdan çıkan "Kapalı popstar olur mu?" tartışmasını ortaya çıkarması.
Ben kısmen Armağan Çağlayan'a katılıyorum.
Popstar ne demek? Kapalı bir insan popstar olamaz mı? Bence ilk olarak, ne kadar doğru bilmiyorum, popstar pop tarzının en iyisi olan değil mi? Peki popstar alaturka ne demek? Alaturkastar olmalıydı bence.. Heh! Alaturkanın pop versiyonunun mu starı?
Gelelim popstar niye olamaz? Pop müziğin canlı müzik yapısının yanı sıra görselliği de önde tutan bir tarz. Kapalı bir insan ne kadar görsel olur? Dikkat çekiyorum görsellikten kastım orasını burasını açmak değil. Bu bir kareografi olur, dans olur, şovlar olur, yani bir yerde dikkat çekicilik var. Göz önünde olma da var. Kapalı bir insan dikkat çekmemek için kapanmayı seçmiştir. Yani dinin kapanmadı emrini vermesinin nedeni. Böyle bir seçim yapan biri popstar olamaz. Hayat seçimlerden ibaret birkaç bir şeyi birlikte yapamazsınız. Ama alaturkastar olabilir belki. Gerçi bir alaturkastarda görsellik ne kadar ön planda bilemiyorum. Sadece bazı şeyleri detaylı bildiğimden değil gözlemlerim doğrultusunda diyorum.
Bir başka husus gene bu program içinde. Alman gazetesinin de yarışmayı konu almış olması. Daha doğrusu bununla ilgili değil Bülent Ersoy ile Armağan Çağlayan arsında geçen dialoglar. Alman gazetesi bir forumda geçen dialoglar ışığında bir makale yazmış. Forumda kapalı olan yarışmacının sadece para karşılığında bu yarışma için kapatmıştır diye yorumda bulunmuş biri. Ve ardından Bülent Ersoy: "Bizi sevmeyeni biz de sevmeyiz" diye aniden bir cümle kullandı ve ardından A. Çağlayan "Siz milyonların takip ettiği bir sanatçısınız. Globalleşen dünyada herkes birbirini seviyordur. Daha barışçıl bir söylemde bulunmalısınız. Daha barışçıl bir söylemde bulunmalısınız" dedi.
Globalleşen dünyada herkes birbirini sevmek zorunda değil. Bizi sevmeyeni biz niye sevelim diye genel bir tutum vardır. Bu benim seçmediğim bir tutum. Belki de fazlaca humanist olmamdan kaynaklanıyor. Ama neden globalleşen dünyada birbirimizi sevmeyelim. Barış ortamı için uğraşmayalım. Yanlış düşünülen şeyleri tersine çevirmeyelim. Ve bence de Bülent Ersoy daha barışçıl bir şey diyebilirdi. Burada bence braz politik davranmaya çalışmış gibi. Ve forumdaki çocuk fikrini demiştir sadece belki de hemen nefretlik bir olayı nasıl çıkardı bilemiyorum.
Bir üçüncü ilgimi çeken şey: Gene A. Çağlayan'dan. Ve bence üniversitelere türbanla girilip girilmemesi tartışmasını farklı bir boyut getirecek gibi. Üniversiteye türbanlı kızların girmemesi konusundan bahsetti. Bir kısım bunu savunurken bir kısımda bunun aksini savundu. Fakat A. Çağlayan dediği şey dikkatimi çekti ve güzel bir noktaya parmak bastı bence.
"Burada cinsiyet ayrımı vardır. türbanlı kızlar içri alınmazken erkekler neye göre içeri alınıyor" gibisinden bir cümle kurdu. Bu kısım hakkında daha uzun yazı yazılabilir. Ama insanı düşündüyor bence öncelikle...
Sözün kısase bizim programcılar reyting işini biliyor! :)
Not: Bu yazıyı o programdan sonra yazmıştım ama yayınlamak şimdiye kısmet oldu...


3 tohum:
dogru yazmissin.
bence de popstar baska bir seydir. ben de o kiz ya ses getirip bir sekilde prim yapmaya calisiyor ya da baskalarinin kuklasi olarak cikti o yarismaya. bilmiyorum artik ama Armagan'in parmak bastigi nokta güzel gercekten de.
Hic böyle düsünmemistim.
ya bence kızın bir suçu yok gibi... prim yapsa ne olacak... oraya onu seçenler de kabahat bence... kız sesim güzel diye şansını denemek istedi... Sonuçta düşünmeleri grekiyordu bu kısmı ama reyting için her şeyi yaparlar bence...
efes şişesi gördüm sandım..alkol çekiyo canım sanırm..
Yorum Gönder