24 Ocak 2010 Pazar

youtube playlist

A friend who is name Ercin wanna me to make a playlist for him. I think, he likes my music choosing. And after, i said "sure, i do wilingly"... I put what i remember from youtube. I put type any combination. I didn't pay attention to it. But, later, ill make a playlist like as this list. But, of course it will be better =)

Ercin diye twitten bir arkadaş benden playlist yapmamı iştemişti. Sanırım sevmiş şarkılarımı ben de "seve seve yaparım" dedim... Aklıma gelenleri youtubedan koydum. Türleri karışık olarak koydum. Ona dikkat etmedim. Ama daha sonraları gene bu tarz bir liste. Ama daha iyi tabi ki. =)

Stevie Ray Vaughan - Tightrope



The Saturdays - Radio 1 Live Lounge - Beggin' (cover)



Vanilla Ice - Ice Ice Baby



Hypnogaja - Here Comes The Rain Again



Justin Timberlake - What Goes Around Comes Around



2Pac - California Love



This Mortal Coil - Song to the Siren "Cocteau Twins"



David Bowie - Let's Dance



Morrissey-Let me kiss you




Steel Dragon - We All Die Young



Steel Dragon - Stand Up And Shout!



The Verve-Bittersweet Symphony



ACDC Highway To Hell



Deep Purple - Smoke On The Water



Opeth-Harvest



Scorpions - Lonely Nights



Opeth- In My Time Of Need



Bruce Dickinson - Tears of the Dragon



James Blunt - You're beautiful



clubbed to death - Matrix soundtrack



Deliver Me~ Sarah Brightman



Blondie: One Way or Another



Cyndi Lauper / Girls Just Want to Have Fun



Metallica - Nothing Else Matters



Modern Talking - You're my heart & Cheri lady



22 Ocak 2010 Cuma

Electronic Performers-Air



we are the syncronizers
send messages through time code
midi clock rings in my mind
machines gave me some freedom
synthesizers gave me some wings
they drop me through twelve bit samplers
we are electronic performers
we are electronics

we need to use envelope filters
to say how we feel
riding on magnetic waves
we search new programs for your pleasure
i want to patch my soul on your brain
bpm controls yoour heartbeats
we are the syncronizers
we are electronic performers


I realy like this song and clib. Normally, I don't know much about this kind music, but when i listen this music i high to fantastic place. Music is so impressive and clib is too fuckin' good.

Bu şarkıyı ve klibi çok seviyorum. Normalde pek bilmem bu tarzda müzikler ama bunu dinlediğim zaman fantastik yerlere uçuyorum. Çok etkileyici müziği var ve klibi de çok dehşet.

21 Ocak 2010 Perşembe

Kazanan kişi-Winner


I had written lottery at my previous this and the following post but then i forgot becouse of some reasons. Recently, I remembered and i found a site random.org. This site was be helpful for competiton. I'm doing a lottery for the first 150 subscribers and ill sent a gift which not valuable to winner. Becouse of im poor man for a few months, ill send a valuable book for me from my library. I wanna winner to send mail to me her/his address information and i can sent gift towards the end of february at the latest becouse ill visit my dad at semester. I have to also look at the library there.

Now, i explain who would win....

I used random.org site. Winner: 146 number was Mia =) I congratulate him... And soon i will send the book. Kissed.

Daha önce yazdığım bu ve şu postlarda bir çekiliş düzenlediğimi yazmıştım ama daha sonra bazı nedenlerden dolayı unutmuşum. Geçenlerde aklıma geldi ve random.org diye bir site varmış. Bu site benim işimi kolaylaştırdı. İlk 150 abonem için bir çekiliş yapıyorum ve kazanan kişiye çok değerli olmayan bir hediye göndereceğim. Birkaç aydır fakir bir insan olmamdan dolayı kitaplığımdan benim için değerli olan bir kitabı yollayacağım. Kazanan kişi açıklandıktan sonra bilgilerini bana maille yollamasını istiyorum ve hediyeyi en geç şubat sonuna doğru yollayabilirim çünkü sömestirde babamı ziyarete gideceğim. Oradaki kitaplığıma da bakmam lazım.

Şimdi kazanan kişiyi açıklıyorum...

random.org sitesini kullandım. Kazanan: 146 numaralı Mia oldu =) Kendisini tebrik ediyorum... Ve en kısa zamanda kitabını yollayacağım. Öptüm...


20 Ocak 2010 Çarşamba

Mixxed Pizza-Karışık Pizza


photo by

Snow and cold weather is bad outside. Finally got in the tram. No more you are in warm place and a funny smile on your face is made. Expansion of the effect must have been.when you are full enjoyment, opps! what you arrived? you are in a place to come. But ice that on your body's oiles had begun to melt. What a pity! I felt like that there...

Fena kar ve soğuk hava var dışarıda. Sonunda gelen tramvayda yer var. Artık sıcak bir yerdesin ve suratında komik bir gülümseme oluşuyor. Genleşmenin etkisi olsa gerek. Tam keyfin yerine geliyorken o da ne? İnecek yere gelmişsin. Halbuki yağlarının üzerindeki buzlar yeni erimeye başlamıştı. Ne yazık! Bugün böyle hissettim işte...

photo by

I rebelled!!! At each exams teachers ask subjects which i didn't study. Take the exam as i know the questions are asking absence. I think God has a spite... Aha! Supposdly, the teacher have to guess which subject we knows or not. Whereas we have to guess what teacher ask or not.

İsyan ediyorum!!! Her sınavda da insanın çalışmadığı yerden gelir mi. Sınava girmeyince de bildiğim soruları soruyorlar. Tanrı'nın garezi var sanırsam... Aha! Gören de sanki hoca bizim hangi konuları bilip bilmediğimizi tahmin etmek zorunda. Oysa biz hocanın hangi soruları sorup sormayacağını tahmin etmemiz gerek.

Photo by

Today, i went to school, after i dressed yellow raincoat, red rubber boots and yellow umbrellas. I wanna go to fishing for a moment such as fisherman. But it wasyesterday becouse i wrote yersterday. I wasn't like as fisherman.

Bugün sarı yağmurluk, kırmızı lastik bot ve sarı şemsiye giyinerek okula gittim. Bir an balık tutmaya gidesim geldi hazır balıkçı gibiyken. Ama bu dündü çünkü bunu dün yazmıştım bugün balıkçı gibi değildim.

Photo by

I thought today, i wanna take a picure of Beyazıt Campus's huge doors after i say to foreign people like as "Hey, this is my home!" And This is my univercity in this picture... =)

Beyazıt kampüsündeki o devasa kapının fotoğrafını çekip yabancılara evim diye kandırsam mı diye düşündüm.

You notice that at my today's writing has a different things. This time i transleted to English. In fact i can't translate every writing becouse when i write like as story it is hard to translate and it kill my long time but i try to translate my sorth and not art writing. I decided that becouse some foreign friends too follow my blog. İf Google Translate translate, it will be so funny. Also, it's good for me, i mean translating, about english practice. For the moment xoxo =)

Bu yazımda farklı bir şey olduğunu fark etmişsinizdir. Bu sefer yazılarımı kendim İngilizceye çevirdim. Aslında her yazımda bunu yapamam çünkü hikaye gibi yazılar yazdığım zaman çevirmek zor olur ve çok zamanımı alır. Ama kısa ve günlük tarzındaki yazılarımı çevirmeye çalışacağım. Bu kararı verdim çünkü son zamanlarda yabancı arkadaşlar da takip ettiğini gördüm. Google translate çevirince komik olabiliyor. Hem ingilizceyi kullanma açısından bana da faydası olur... Şimdilik hepinizi öpüyorum...

18 Ocak 2010 Pazartesi

Asıl Şeytanlar İçimizdedir


“Gene o bilinmez grip duygu sarıyor benliğimi… Aniden görüntüler parıldıyor kafamda. Her şey çok karışık. Aslında birer paradoks bunlar. Biliyorum. Ama açıklayamıyorum. Küllük dolmuş. Şarap dibini bulmuş. Ben ise son çekişimde sigarayı şeytana ruhumu satmaya karar verdim. Son kez bakışlarımda masumiyet ve yüreyimde vicdan ele ele tüm damarlarımı dolaşıyor. Son kez amansız bilinmezlik vücudumu titretiyor.

Ve kalkıyorum ayağa. Her şeyi savuruyorum etrafa. Yıkıyorum ortalığı. Kırıyorum etrafı kimseyi aldırmaksızın. Sonra bir anda toplayı veriyorum; zamanı geri alır gibi. Ama zaman geri gitmiyor. Gitmeyecek ne kadar arzulasak da. Yerli yerindeyken her şey. İşte o an belirdi şeytan.

Yolda yürürken büyük ihtimalle deli diye tabir edeceğimiz kadın ve ya erkek varoşları görmüşüzdür. Gene büyük ihtimalle birçoğumuz uzaklaşarak yoluna devam etmiştir. Böyle birilerini görünce oturup ağlayasım geliyor. Deli gibi hem de! Kim bilir başına neler geldi de o hale geldi. Belki bir zamanlar onun da ailesi vardı, sevdikleri, sevdiği… Aslında hayat bu kadar adeletsizken ne diye bize yapılan adaletsizliklere ses çıkartırız ki. Durun! Hayatı adaletsiz yapan da bizler olduğumuza göre… Demeye gerek yok gerisini.

Onların yaşadıklarını bilemem. Anlayamam da onları. Ancak tahmin edebilirim biraz. Azıcık akıl yürütmede içim bu kadar acıyorsa… Onların bunları bırakın anlamayı yaşadığının verdiği acıyı… İşte bunu tahmin bile edemem.

Yaşarken öldüklerini kabul etmiş bu insanların çaresizce bağrışları… Gözlerinden dökülen her yaş damlası… Elindeki şarabını güzel düşler kurmak pahasına her içişi.. Bizlere bir şeyler anlatıyor. Bizler ise korku dolu bakışlarla hızlıca yanlarından geçiyoruz. Neyden korkuyoruz. Hayatta hiçbir şeyi olmayan bu insanların bize zarar vermesinden mi?

Tüm o geçen insanlar onlar gibi olmamak için bu hayatta uğraşıyorlar! İşte bu dünyadaki amacımız… D&G çantalarımızı sallayarak geçerken onlar her daim bize gerçekleri anlatmaya çalışıyorlar. Hiçbirimiz dinlemiyoruz.

Artık farkına varın bizler kötüyüz. Lanetliyiz. Adem’in yasakmeyveyi yemesinden beri… Bunları düşündükçe herkesten, hayattan nefret ediyorum. Ama alkışlayın kendinizi… Çünkü çok güzel beynimize kazınmış “Hayat her şeye rağmen güzel” diye… Utanıyorum kendimden.

Aslında biliyor musunuz bizler, hepimiz ruhumuzu şeytana çoktan satmışız”

Ben ise sizin canınıza okumak için şeytanla şeytan olmaya karar verdim. Oyun başlasın o zaman…

photo by: daurada

Gene bir hediye zamanı!




1. PAKET deki hediyeler




1- ESTEE LAUDER (büyük makyaj çantası)
2- Gözlük ve kutusu (gözlük orjinaldır DİTA supa-dupa)
3- Chanel- Allık
4- Chanel- oje
5- Chanel- maskara
6- lippman kırmızı oje
7-Chanel - krem fondoten
8- Sally Hansen Tırnak bakım ojesi

2. PAKET deki hediyeler



1- Yılan derisi küçük not dosyası
2- Ay-yıldız boxer 38beden
3-She parfüm
4- Kurdela ve çiçek şeklinde toka
5-Bileklikler
6-Kitap ayracı
7-Stilla göz kalem kutusu (içinde siyah-yeşil göz kalemi var)
8- Kırmızı, pembe,beyaz ve krem rengi oje ve
9- Sally Hansen Tırnak bakım ojesi

Katılmak istiyorsanız moda ve dikiş zamanına sizi alalım!! =))

17 Ocak 2010 Pazar

Blogcular hediyeye doymuyor...


Kozmozdan çok kozmopolit hediyeler... Hucuumm!!

08 Ocak 2010 Cuma

Jean, Sylvester ve Arnold üçlüsünün devasa kasları

Eski zamanlarda yani benim çocuk olduğum 90larda üçlü ünlünün filmlerinin tekrarını çok verirlerdi. Tekrar diyorum çünkü filmlerinin çekimi çok daha eskilere dayanırdı ama bu üçlü ayrı bir olaydı. Kimler mi bunlar: "Jean Claude Van Damme, Sylvester Stallone, Arnold Schwarzenegger"


Üçü de devasa derece vücut kasına sahip, üçü korkusuz, üçü de savaşçı, üçü de değişik bir karizmaya sahip, üçü vurdu mu tek vuruşta öldürüyor... Gerçekten hepsi isimlerini kalıplaştırmışlar. Hepsinin unutulmaz filmleri var.

1.Jean Claude Van Damme
Van Damme benim için 3. sırada aslında bilmiyorum ama diğerleri daha baskın geliyor. Daha sempatikler. Ama bu demek değildir ki onu beğenmiyorum. Gerçekten iyi bir oyuncu. Bahsedilirken van damme filmi diye geçer.
  • 10 yaşında dövüş sanatlarıyla uğraşmaya başladı.
  • Karatede siyah kuşak sahibi.
  • 16 yaşında baleye başladı.
  • 5 yıl klasik Bale eğitimi aldı.
  • 18 yaşında Belçika'da California Gym isimli spor salonunu açtı.
  • Aylık kazancı 15.000 doları buluyordu.
  • Oynadığı küçük roller spor salonunun ününü dahada arttırdı ve içindeki film star olma isteğini kamçıladı.
  • 1980 yılında spor salonunu sattı ve ABD'ye gitti. (önce Hong Kong'u denedi)
  • Film yıldızı olana kadar kiralık bir arabanın içinde uyudu ve ek işler yaptı.
  • Hollywood'da yükselmesi kan sporu (bloodsport) isimli filminden sonra oldu.
  • Bir röportajda İngilizce'yi 'Taş Devri' çizgi filmini izlerken öğrendiğini söylemişti.
  • Çok iyi derecede ve aksanlı İngilizce ve Fransızca, konuşabiliyor.
  • Klasik Müzik dinliyor ve Beethoven favorisi.
  • 166 kilo kaldırabiliyor.
  • Long Road Productions adlı yapım şirketinin sahibi'dir.
  • Muay Thai dersleri alıyor.


2. Arnold Schwarzenegger
Herkül, Conan gibi dizilerin vazgeçilmez oyuncusudur... Ardından ilkçağ oyunculuğundan bir anda
zıplayarak Terminatör olmayı seçmiştir. Tabi o arada gene filmleri oldu. En sonunda kaslı oyuncudan
eser kalmadı denebilir. Yaşlılığın verdiği etkiyle ve sanırım sporu da bıraktı ve kaslar yağa dönüştü.
Ardından vali oldu... Bu arada hamile kaldığı komedi filmini de unutmamak lazım! =)
  • İlk filminde soyadı zor söylendiği için, yapımcılar tarafından Arnold Strong olarak anılmıştır. İkinci filminde bu olaydan rahatsız olduğu için Schwarzenegger soyadını kullanmıştır.
  • Arnie'nin Avusturya'da kendi adına bir futbol stadyumu (Arnold Schwarzenegger Stadyumu) bulunmaktadır.
  • Vali olduktan sonra hakkında birçok taciz davası açıldı. Bu davaların bazıları hala devam etmektedir.

Resmi Sitesi: http://www.sylvesterstallone.com/
İşte benim adamım! Namı değer Rambo... Alnına çektiği bandanasıyla o dağ senin bu dağ benim koşturup durdu kötü adamları yendi... Nedense bu adam amcama çok benziyor ya. Öyle böyle değil. Amcamın ileri derecede kaslı hali. Bu adam başka gerçekten. Göt ister tek başına oralarda buralarda kahramanlık yapmak. Bu adamı seviyorum. Bir ara rambo serisini baştan tekrardan izlemem gerek...
  • The Godfather için teklif alan Stallone, kendine güvenemediği gerekçesiyle bu teklifi geri çevirmiştir.
  • İlk evliliğinden olan oğlu Seargeoh'a otistik, son evliliğinden olan Sofia'ya ise kalbi delik teşhisi konuldu.
  • Annesi, Jackie Chan hayranı ve Chan ile çok sıkı dostlar.
  • Bruce Willis ile Planet Hollywood restoranlarının ortaklarındandır.
  • Stallone, 1970 yılında henüz 24 yaşında ve aktör olmaya çalıştığı sırasında ilk kez "Party at Kitty and Studs" adlı bir pornografik filmde başrol oynadı. 1976 yılında Rocky filmi ile ünlendikten sonra, film yapımcılar tarafından "The Italian Stallion" (İtalyan Aygırı) adıyla ikinci kez piyasaya sürüldü.

07 Ocak 2010 Perşembe

Sor bana kim olursan ol sor!!!


Selamünhello millet!....


Yeni bir site çıkmış... Rahatyazar bildirdi bana. Dedi ki üye ol. Dedim tamam... Bana sorular soruyorsunuz. Bir nevi anında röportaj gibi bir şey... Evet linki veriyorum. Sorun soruşturun... Yeja hakkında öğrenmek istedikleriniz...


fotodaki ilk soruda yemekle ilgili.. Ulan ne aç karıyım!

03 Ocak 2010 Pazar

Hediye yağmuru dolu şekline geçti

1. Yağmur

Bloğumda yepyeni bir yarışmam var...Sevgili Day Modfirmasının sponsorluğunda hazırladığım bu yarışma da toplam 12 kişiye çekilişle Day Mod çorapları ulaşıcak!

Yarışmanın kuralları çok basit:

- Bloğunuz var ise izleyicim olmanız.
- Bloğunuzda yarışmadan bahsetmeniz ve linkini yorum olarak bu postun altına bırakmanız gerekiyor..
- Bloğu olmayanlar da yorumlara ad-soyadlarını belirterek yarışmaya dahil olabilirler...(adsız yorumlar silinecektir.)

ve belirttiğim gibi toplam 12 kişiye DayMod çorapları ulaşıcak, herkese şimdiden bol bol şans...( Yarışma 08-01-09 tarihine kadar sürecektir)


2.Yağmur

rengarenk oje 400x300 Bu Site Gene Hediye Dağıtmaktadır

rengarenk-oje-(2)

1-Beyaz oje;

beyaz oje 300x400 Bu Site Gene Hediye Dağıtmaktadır

2-Simli beyaz oje;

simli-oje-(2)

3-Dore oje;

parlak oje 300x400 Bu Site Gene Hediye Dağıtmaktadır

4-Yavruağzı oje;

turuncu oje 300x400 Bu Site Gene Hediye Dağıtmaktadır

5-Pembe oje;

pembe oje 300x400 Bu Site Gene Hediye Dağıtmaktadır

6-Kırmızı oje;

kirmizi oje 300x400 Bu Site Gene Hediye Dağıtmaktadır

7-Bordo oje;

bordo oje 300x400 Bu Site Gene Hediye Dağıtmaktadır

8-Yeşil oje;

yesil oje 300x400 Bu Site Gene Hediye Dağıtmaktadır

9-Mavi oje;

mavi oje 300x400 Bu Site Gene Hediye Dağıtmaktadır

Oje seçiminizi bitirdiyseniz aşağudaki ürünlerden ikisini seçiniz. Hediye olarak sadece birini vereceğim ama kazanan kişiler aynı hediyeyi isterlerse diğer seçiminizi gönderme fırsatım olsun istiyorum.

a-Avon pembe ruj, göründüğünden daha koyu bir pembe;

avon-ruj (2)

b-Pastel Volume Express Maskara;

pastel maskara 400x300 Bu Site Gene Hediye Dağıtmaktadır

c-Maybelline kapatıcı ivory;

maybelline kapatici 400x300 Bu Site Gene Hediye Dağıtmaktadır

d-Stila siyah maskara;

stila maskara 400x300 Bu Site Gene Hediye Dağıtmaktadır

Seçiminiz bittiyse aşağıda ki stickerlardan bir adet seçiniz.

x-Duvar için kedili sticker;

sticker (2)

y-Duvar için sevgili sticker;

sticker (3)

z-Duvar için Çinli sticker;

sticker 300x400 Bu Site Gene Hediye Dağıtmaktadır

Sticker seçiminiz bittiğinde aşşağıdaki testerlardan birini seçin;

p-Vichy Myokine Zone Peri;

tester (2)

q-Vichy Myokine Decontract;

tester (3)

r-Vichy Myokine Fusso Night;

tester (4)

s-Yüz temizleme jeli ve vücut kremi, ikiside 15 ml

tester (5)

Evet bütün seçimleriniz bitti artık, kodlarını aklınızın bir köşesine kaydettiniz.

Blog sahibi iseniz;

- Sağ taraftaki facebook tuşuyla beni facebook listenize eklemenizi

- Beni takip etmenizi,

- Blogunuzda bahsetmenizi,

- En son olarakta seçtiğiniz hediyelerin önlerinde kodları yorumunuza eklemenizi istiyorum.

Blog Sahibi değilseniz;

- Facebook tuşuyla beni facebook listenize eklemenizi,

- İzleyicim olmanızı

- Ve en tabii olarakta seçtiğiniz hediyelerin önlerindeki kodları yorumunuza eklemenizi istiyorum.

http://www.sonmodayiz.biz/2010/01/bu-site-gene-hediye-dagitmaktadir.html


3. Yağmur

Yapmanız gerekenler:

1- İzleyicim olmanız.

2-
Bu yazıma yorum bırakmanız. (adsızlar kabul edilmeyecektir)

3- Blogunuzda çekilişimden bahsetmeniz ve yorumuza linki eklemeniz.
(Linki bildirmeyen yorumlar kabul edilmeyecektir)

4- Yaptığınız yorumlarda blogumla ilgili düşüncelerini alırsam çok sevinirim :)

Not: Son katılım tarihi 20 ocak.




4. Yağmur








Işıltılı, daha güzel ve sıkı bir cilt için
NIVEA Visage DNAge Firm& Glow
Nivea ürün çeşitlerine bir yenisini eklemiş.
NIVEA VISAGE, hücre yenileyici özelliklere sahip sıkılaştırıcı ve kırışık karşıtı DNAge Serisi’ne, Firm&Glow Gündüz Bakım Kremi’ni eklemiş.
Formülünde hücre yenilenmesini uyaran folik asit bulunan DNAge Firm&Glow Gündüz Bakım Kremi cildimiz tarafından kısa sürede emiliyor, hücre yenilenmesini içten artırarak daha sıkı, genç ve ışıltılı bir cilde kavuşmamızı sağlıyor.
Krem, içeriğindeki kreatin sayesinde, cildin %80’ini oluşturan ve sıkı kalmasını sağlayan kolajenin üretimini artırarak, sıkışlamasına yardımcı oluyor.
Işığı yansıtan pigmentleri sayesinde cildimizi aydınlatarak yorgunluk belirtilerini yok ediyor, cildimizin anında daha güzel bir görünüme kavuşmasını sağlıyor. Pompalı şişesiyle rahatça uygulanan krem, içerdiği GKF 15 ile hücrelerin DNA’sını zararlı dış etkenlerden koruyor.
NIVEA laboratuvarlarında yapılan deneme çalışmalarına katılan gönüllü kadınların %82’si, kremin anında etki gösterdiğini, ciltlerinin daha pürüzsüz, güzel ve sıkı hale geldiğini belirtiyor.

Bu ürüne sizde sahip olmak cildinizi sıkılaştırıp daha genç daha pürüzsüz cilde kavuşmak istermisiniz
Ozaman yapamanız gereken
1- blogumun izleyicisi olmanız
2- blogunuzda kampanyamı duyurmanız ve linkini yorum kısmında yazmanız
3- ürün hakkında düşüncelerinizi yorumda paylaşmanızı istiyorum.
Bunları yapan kişiler arasında seçilecek 1 kişi bu ürüne sahip olacaktır.
Yarışma 20 ocak tarihinde bitecektir.katılımlarınızı bekliyorum.

Hediye yağmuru


Hediye veren bloglara bayılıyorum :D ... Hepsine katılıp şansımı denemeye karar verdim... Gözüm dönüyor :P Gözümü döndüren başka bir blogcuk... :D ROXELANNE'S

Yarışma Kuralları:

Blogu izlemeye almanız, blogunuz varsa yarışmadan bahsetmeniz ve linkini vermeniz ve"istiyorum" başlıklı bir yorum yazmanız kafidir. (Adsız yorumlar dikkate alınmayacaktır.Blogunuz yoksa da yarışmaya katılabilirsiniz)


Hediyeler:
Flormar Pretty Compact Pudra
Flormar Allık
Stila Jel Allık
Watsons Spa Mini İkili Set (Duş jeli ve Vücu Losyonu)
Erkek Arkadaşınız Nasıl Bir Kuş - Bay'kuşlar ( Amy Helmes & Meg Leder)
True Spirit Pedikür Seti
Clinique, Anew, Skin So Soft, Avon Solutions, Estee Lauder Testerları

01 Ocak 2010 Cuma

Evet evet; istiyorum


2010un ilk günleri... Girdik de ne oldu? Değişen bir şey olmadığı kesin ama şimdilik. Kimimiz için 2010 belki de süper bir yıl olacaktır. Ama benim için pek iyi bir başlangıç olmadı. Eğer "nasıl başlarsan öyle gider" lafı doğruysa yandık anam valla!


İçimde pek "yeni yıl yeni yıl bizlere kutlu olsun" gibilerinden bir coşku yoktu nedense. Zaten final sınavlarımın ortası. Ne kadar güzel olabilir ki?!

Ama 2010a girerken bazı kararlar aldım. 1. Sigarayı bırakıyorum 2.Alkolü de bırakıyorum 3.Bir tane kursa yazılacam, ama ne kursu olur bilmem...

3 gün falan geçti ama onca duran sigara ve alkole el sürmedim. =) Çok iddialıyım bu sefer bırakacam... Bir meymenet yok ikisinde de zaten. Benim kafamı onlar mı iyi yapacak. Onlarsız da ulaşmak istediğim noktaya ulaşabilirim ki bazı insanlar der işte "ben oluyorum tam şu noktada alkol alınca". Ben her zaman ben oluyorum. Enerjimi sigara ile yok edemem hiç.

Deli gibi dans etmek istiyorum. Ufka doğru yüzmek hiç durmadan. Dibe dalıp balıklarla şakalaşmak istiyorum. Kocaman köpeğimle oynamak istiyorum... Başka bir yere taşınmak istiyorum... Yeniden doğmuş gibi hissetmek istiyorum... Hiç kimseyi tanımamak istiyorum... Dünyayı dolaşıp fotoğraf çekmek istiyorum... İnsanlara sadece gülümseyip mutlu olmalarını istiyorum... Hayatta sadece ben için var olmak istiyorum... Coşmak, kahkaha atmak istiyorum... Ateşin üstünden atlamak, çırılçıplak buz gibi dereye atlamak istiyorum... Adrenalini yaşamak istiyorum... Ormanda kamp yapmak istiyorum... Temiz hava solumak istiyorum... Yeni doğmuş bir bebeği kucağıma almak istiyorum... Yatağımda zıp zıp zıplamak istiyorum... Saçlarımı pespembe yapmak istiyorum... Hippilerle bir gün geçirmek istiyorum... İstiyorum, istiyorum... Çok şey mi hayal ediyorum. Ya da bunlar hayal mi? Ama en son gülerek ölmek istiyorum...

Hayat benden bunu istetme "ölümümü iple çekmemi"... Ha! Bir de unutmadan... Böyle bir şey yaparsan o ipi bir yerlerine sokarım; gene gülerek ölürüm... Benle uğraşma... =)

foto by: nerdynotdirty

29 Aralık 2009 Salı

yılbaşı hediye süprizleri


Hola!

make-up blog sahibesi yeni yıl adına bizleri hediyeye boğmayı istemiş.... :) Bizler için çok cici hediyeler hazırlamış.

hediyelere sahip olmak için çok basit birkaç adım bulunmaktadır:

1-İzleyici olmak,
2-Blog sahibi iseniz ;Blogunuzda Hediyeli etkinlikten bahsetmek ve Blogunuzda bahsettiğiniz link adresini bu yazının altına yorum olarak bırakmak.
3-Blog sahibi değilseniz,haksızlık olmaması için bu yazının altına yorum bırakırken mail adresinizi belirtmeniz.



Adet Haki Yeşil Gözfarı (Splash Eye Sparkle 16277) (Harika bir rengi var)

1 Adet Tozmavi Gözfarı (Splash Eye Sparkle 16104)
1 adet Max Faktor Max Rimel

1 adet Amuse Golden Pembe Ruj
Amuse Makyaj Aynası (Bu da benden :) )

1 adet Microfiber Bordo Kırmızı Makyaj Çantası

21 Aralık 2009 Pazartesi

Böyle bir durumda pazara limon satmaya çıkma

Bir gün pazara limon satmaya çıktım. Saat 10:00 civarıydı. Hava da kuru bir soğuk vardı. Gelen geçen de pek yoktu. Savaş nedeniyle kimse dışarı çıkmaz oldu. Artık ben de sıkılmaya başlamıştım. Sadece birkaç tane limon satabilmiştim. Hem işin vasatlığı hem de ortamın gerginliği benim içimi kemiriyordu. Babam da rahatsızlandığı için eve para getiren tek ben oldum şu günlerde. Az sermaye kazanmak moralimi bozuyordu, ama beterin beteri de var derler ya tam öyle oldu. Halen daha gözlerimi kapatınca o vahşet olay önüme geliyor. İnsanlar çıldırmış. Yaşlı kadını nasıl da öldürürcesine dövdüler, üç kuruş için. Ben hemen korkudan saklandım. Döverlerken kadının yüzündeki acıyı anlatmaya ne yüreğim dayanır ne de kelimeler yeter. O an saklandığım yerde dona kaldım, üşüyordum. Hem soğuktan hem de korkudan titriyordum. Kadının yere düştüğünü fark ettim. O an gözlerimden yaşlar gelmeye başladı arda arda. Bağırmak, küfretmek istedim. Kadının yanına gitmek, yardım etmek istedim, ama yapamadım. Korktum, çok korktum.

Kadın yere yığılınca kötü adamlar parayı alıp kaçtılar. Onlar gittikten sonra olduğum yerden dışarı çıktım. Etrafıma bakındım. Kimse yerde yatan kadına bakma zahmetinde bile bulunmuyordu. O an kendi kendime düşündüm “bu mu dünya” diye.

Korkudan eve doğru koşmaya başladım. O kadar hızlı koşuyordum ki, nefes nefese kaldım artık. Sonra durdum, biraz soluklanmak için. Geriye baktım, koşarken neler bıraktığıma. Gene her şey aynıydı, yerde duran kadın bile ordaydı hala. Şu ufacık yaşımda neler yaşadım; iki dakika içersinde neler oldu gözlerimin önünde.

Geriye baktığımda acıdan başka bir şey görmedim, yüreğim acı hissediyordu sadece. Yorulmuştum. Öle bir derin düşünceye dalmışım ki, yanıma gelen küçük kızı hiç fark etmedim.

Sırtıma dokunarak, “iyi misiniz?” diye sordu.

O küçük ellerin dokunuşuyla derinlikten uyandım ve gerçek hayata döndüm maalesef. Kızı görünce şaşırdım biraz “yanımda ne işi var” diye “ne oldu, bir sorun mu var” dedim. Kız tekrardan “iyi misiniz? Demiştim. Biraz hasta gözüküyorsunuz” dedi. Ben de “ha iyiyim iyiyim. Öle dalmışım. Sağ olun” dedim ve kız masum bakışlarla uzaklaştı yanımdan.

Hayat insanı şu ufacık yaşında ne kadar da düşünceli birsi yapıyor, büyük çocuk gibi aynı. Halbuki onun şu an oyun oynama yaşı, sorumluluk kaldırma değil… Sanki ben çok büyüğüm ya!

Hayat ne kadar acımasız olsa da komik oluyor. Bu da onu ilginç yapan kısmı sanırım.

20 Aralık 2009 Pazar

Kaptan mim alarmı: Gabriel garcia marquez

1928 yılında Kolombiya'da doğan García Márquez, büyükannesiyle büyükbabasının evinde, teyzelerinin yanında büyüdü. Boş inançlara bağlı, olağanüstü olayları doğallıkla anlatan, her söylenene inanan bu kadınların anlattıkları, García Marquez'in üslubunun biçimlenmesine yardımcı olmuştur. Roman yazmaya başlamadan önce gazetecilik yapan García Marquez, bu deneyimi sayesinde romanlarındaki büyülü gerçekçiliği, tuzağa düşmeden, ayaklarını yere sağlamca basarak işleyebilmiştir. García Marquez, romanlarının korsan basımlarının yüzbinleri bulması üzerine kitaplarının, anayurdu Kolombiya'da yayınlanmasını yasaklamıştır. 1967'de yayınlandığında edebiyat dünyasında büyük yankılar uyandıran Yüzyıllık Yalnızlık'tan sonra García Marquez çarpıcı bir anlatımla, büyülü gerçekçilikle işlediği pek çok roman yazmış, 1982'de de Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer bulunmuştur. García Marquez, Latin Amerika'yı ilkel güzelliği ve el değmemişliği içinde tanıtırken, düş ile belleği, olayların akışını gösterişsiz, ama şaşırtıcı bir üslupla birbirine karıştırırken, tarihsel doğruluğa ve gerçekliğe bağlı kalmaya da özen gösteren bir yazar.


Yaşam İçin 13 Satır...

1. seni sen olduğun için değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için
seviyorum.
2. hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara lâyık olan kişi ise seni ağlatmaz.
3. sen istediğinde sana aşık olmaması, sana aşık olmadığı anlamına gelmez.
4. gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.
5. birisine yabancılaşmanın en kötü biçimi yanında oturuyor olup ona hiçbir
zaman ulaşamayacağını bilmektir.
6. hiçbir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile! gülümsemene kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin.
7. tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin fakat bazıları için sen bir
dünyasın.
8. zamanı onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme.
9. belki de tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu
tanıdığında minnettar olman için istedi.
10. "bitti" diye üzülme, "yaşandı" diye sevin.
11. her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara
güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.
12. birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim olduğunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kişiye dönüştür ve kim olduğunu bilerek kendine güven.
13. kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur.

Bu 13 maddeden kendimize en uygun olan bir tanesini seçecekmişim. Bu mimi başlatan je m'appelle Elisabeth. Ben de bu mimi şu bloglara mimliyorum. Clementine ve Böcek...

Ve ve ve... Bana uygun olan cümle de: Aslında pek beğenmedim desem yeridir. =) Hepsi doğru ama hepsinde bir eksiklik var bence. Üzgünüm Gabriel Amca. Ama seçmek gerekirse; "Kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur"