Merhaba herkese...! Uzun süredir yazamamıştım bloga. Çünkü Ankara'sayım ve net yok annemde. Biraz da netsiz hayatın tadı olmayan tadsızlığını çıkartayım dedim ama net ile olan işlerim biraz aksadı neysi akrabanın evinde net varmış burda hallettim. Neyse Ertuğ Erginle buluşmamda aksilik çıktı ben de özürlerim iletip soruları maille yolladım. Rahatyazar benle röportaj yapmıştı... Hoş sohbetten sonra ortaya çıkan ortalığı yıkacak röportaj :P
Neyse İstanbul'da nefes alamıyordum burda da kıçım donuyor. Orta karar bir hava durumunda yaşam belirtilerimi ortaya seremiyorum. Nizomu da çok özledim zaten of of...! :( Daha Eylül'e kadar çok var ya... Ağlamak istiyorum ya! Neyse sayılı gün çabuk geçermiş. Şafak yapıcaz artık :D
Ben de bol bol film izleyip okul zamanında göstermediğim inek pozisyonuna büründüm... Pek bi zevkli... Yeter ya aklım durdu. Böyle hızlıca bir şey yazayım deyince olmuyor zaten karnım ağrıyor fena... Öpüyorum en iyisi sizleri. Mutlu kalın he! Kızıdırmayn beni...
16 Temmuz 2009 Perşembe
Özlem, bekleyiş...
08 Temmuz 2009 Çarşamba
Kaptan mim alarmı!!! Dıtttt dıtt...
Ya bazen bazı insanlara harbi kıl oluyorum ya gidip suratlarına bir tane şaplak atasım geliyor harbi... Çok boktan tavırlar sergiliyor insanlar bazen. Sonra diyorum ki ulan ben de böyle gözüküyor muyum? Gözüküyorsam vurun harbi laaan beni!!! Burgera gittik gene. Sardım bu aralar çok fena xxllara... Obez olucam yakında kesin. Valla emparyalist marka falan ama yiğidi öldür hakkını yeme demişler. Valla bir menüyle doyuyorum. Parası da uygun sayılır neyse konu bu değil... Şimdi gittik dışarda oturalım dedik. Hani serin serin gelen geçeni dedikosunu yaparız falan... Cık cık... İlk oturacak yerlere baktık. Ulan bir kişi yemek yemiyor. Hepsi yemeklerini bitirmiş sigaralarını da içmiş bilmem kaçıncılarını yakıyorlar. Yaw orası kafe değil kafe olsa neyse... Saniye başı kaç insan girip çıkıyor. Yemek yeme yeri. Ne oluyor sonra yok tikicikler yok onlar falan hava atmak için oraya gidiyorlar "ay caeenımmm börgıraa gittik geçen" Ulan bebekte sanki mekana gidiyor da hava atıyor. Ulan toplam yüz tane şey alıyorsun 8 küsür tutuyor. Kıl oluyorum yaw...
Neyse wmina mimlemiş... :) İtiraf edicekmişiz! Aklıma da gelmiyor ya benim itiraf listem nasıl olurdu... Biraz düşüneyim..
Huımmm hımmmm hımmm... aaaummm.... (Düşünüyorum şu an)
1. Bir sefer msn adresi açıp eski sevgilim ne yapıyor diyor yeni birisini buldu mu diye kolaçan etmek babında yeni bir kimliğe bürünmüştüm. Bir tek o amaçla kullandım bir iki sefer sonra attım gitti....
2.Birçok şeyi gizli yaptım pederin haberi yoktur! Gerçi öle gizlenecek şeyler değilde :P hani heyecan olsun falan diye :D ....:P
3. Geçen ay markette arkadaşlar bir şey alırken bir arkadaşla birer tane elma aşırdık. Hatırlamışken bir de topkek... :D Alkol alınca direkman hırsız moduna giriyorum yaw.... :S :/
4. Cafede falan oturunca arada bluetootla müzik gönderiyordum gizliden.
5. Çok küçükken köyde teyzemin eşyaları karışıtırırdım bunu annemin eşyaları olarak devam ettirdim.
6.İlkokulda kocaman topuklu terliğim ve spor ayakkabım vardı. Hani topukluları sevmediğimden değil de o yaşta da yuh! O-o..
7.Eve gelen misafirlerin sigaralarından bazen aşırırdım. :D Ulan amma aşırıcı kızmışım ya volümleri devam ettirmek için baya malzemem varmış.
8.Valla benim gibi birinin bu kadar az itirafı olması şaşırtıcı bunu da itiraf edeyim.
Aklıma gelmiyor demek ki çok fazla itirafım var ama itiraf severlere İTİRAAAAFFFIMMM VAAARRRR LOOOO!!!!
Seli mimliyorum!
07 Temmuz 2009 Salı
Aşırma Teknikleri vol1

Oh uzun ara sonra bir girdi gireyim! Havalar da cehennem sıcağı ya... Nefes alamıyorum gündüz valla. Şu geceler olmasa yanmıştık. Gece dışarda dolaşıp tavla atıp birilerini yenmek gibisi yok :P... Kaç gündür morona bağlamış gibiydim zaten. Gerçi şu sıralar da pek farkı yok desem doğru demiş olurum. Son bütünlemelerim kaldı bu hafta sonu Angara beni bekler...! Biraz tatil kafama iyi gider ama ben nizomu özler! :( :'( ...
Onu bunu burak ey insan hafta sonu biraz çıkalım kafa dağıtalım dedik kafaları güzel yaptık. Şeytan tacıyla dolaştım durdum. (Kolajlar yazın patlar artık) Kafa o kadar güzel olmuş ki sabah ayılınca çantadan neler çıkmadı neler! :D Euheuh! Kem kum falan... Nasıl desem? 4 şat bardağı, iki 30luk bira bardağı, bir küllük, bir de şişe akıtma şeyi neyiyse adını bilmiyorum. Anlayacağın bildiğin barı soymuşuz ya kafa güzel olunca. Tabi öğrenci olmanın en büyük kuralı ve rahatlığı. Banka soysan abi öğrenciyim dersinpaçayı yırtarsın... Öğrenciyken aşırmak -çalmak değil! Çok farklı olaylar. Lütfen, öğrenciye yardım söz konusu- günah değil bilhakis caizdir. Bu yüzden aşırmaya evet ama öğrenciyken..
Aşırmanın derin kuralları: (Çok gizli dosyadır bu x blog girdisi :P)
İlk önce kafanızın minimum milyon olması gerekiyor. Sonra efendim böyle barda herkesin kendisinden geçmiş bir şekilde dans mı ederler yoksa içerler mi orası mühim değil. Sonra çantanın ağzı hafiften açılmış hazır vaziyette beklenir. Daha sonra hafiften eller kollar ritim eşliğinde sallanırken bir anda adeta kapkapçı edasıyla bardaklar ve küllük tarzı bir öğrenci evinde ihtiyaç olabilecek şeyler çantaya atılır ve atıldıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi dansa ya da içmeye devam edilir.
Ve ve ve...
Sabah ayılınca bunlar nerden geldi denirse de şaşılmamalı ki birkaç zorlu beyin zorlamalarından sonra adeta ben ne yaptım dendikten sonra aman öğrencidir ne yapsa yeridir zaten 4 şat bardağına ihtiyacım da vardı. Akşam yemeklerinde su bardağı eksiğimiz vardı da deyip vicdanı rahatlama teknikleri uygulanabilir. Neyse efendim aşırma tekniklerinden sadece biri bu. Barlarda aşırmanın yöntemi. Mekanlara göre değişmektedir bu.
Hahahah hyuhuhuhd uheuehuah! Fazla konuşmayayım insanlara kötü örnek olmaya başladım gibi gibi oluyor sanki....
Bir an önce şeytan taccıımla kolaj yapıp nirvanaya erişmek istiyorum! Sonra videolar için planlarım var. Artvine gidince artık sıkıntıdan bunlara sararım kendimi...
30 Haziran 2009 Salı
Evde kalmaa anacım, evde kal :D

Yavaş yavaş evde kalıyorum sayın blogcuklar... Artık yavaş yavaş nasıl oluyorsa. :S Neyse... Bizim sınıftan bir kız evlenmiş ya... Şok oldum düğün fotolarını facebookta görünce. Okula gitmezsem böyle olur tüm dedikoduları kaçırırım. Facebook da olmasa varya ot gelip ot gidecektim... Teşekkürler feyizbuk. Çok feyiz alıyorum senden. Neyse okula gidince bugün tebrik ettim dedim darısı tüm evde kalmışların başına. Akşamda kayınvalidegiller geliyormuş... vuu vuu... Halen daha bu tarz şeyler evcilik oyunu gibi geliyor bana. Neyse burdan çıkacak ders: Büyüdür, yaşlanıyoruz, koca bul en zengininde, evlen hemen... :S O_= oyws... Ne ettim... Neyse... Ben buldum zati... Hehe...! KEm kÜm.. Neyse...
O değilde artık bir gözlüğüm de var ya... Doktor gözlük de kullan; hatta daha çok kullan demişti ya.. Heh... Gözlüğümü aldım... Şu an gözlükle yazıyorum. 18 9 sene gözlük kullandıktan sonra 4 5 yıl lens kullandım ve uzun aradan sonra tekrar gözlüğe başladım tabi lenslerim de var :D Halen daha alışamadım ya... Böyle çok zeki, boğaziçili, matematik dehası gibi hissediyorum. Sanki blog değil de htlm kod yazıyorum ya... Uçtum bu gidişle ben bütleri fullerim abi ya...
Ah benim zavallı kalbim!

Bok gibi hissetmek bu olsa gerek ki tüm damarlarımda, benliğimde her şeyimle hissediyorum şu an. Gülen suratın dudaklarının aşağı versiyonunu yaşıyorum yüzümde. Anlamıyorum ve bilmiyorum... Suratıma bakmıyor, zorunda kalmadıkça konuşmuyor. Sanki iki yabancı gibi... Bir hata yaptım sanırım bugün içinde ama düşünüyorum düşünüyorum bulamıyorum. Nefret edermişcesine olması için nasıl büyük bir hata yaptım bilmiyorum. Bunlar beni çok yoruyor. Ağlayıp sinir krizi geçirmek istemiyorum. Enerjimi çok götürüyor, üstelik yarın iktisat bütüm var. Ayaklarım da çok fena ağrıyor... Biri kafama vursa da bayılsam bir sene sonra ayılsam... Ne güzel olurdu!... Zaten hayatımda bir şeyde sorun olmasa kafamı kesicem... Ne güzel düzgün sorunsuz gidiyor dedim ki bu çıktı. Nereden çıktıysa? Gerçi belki ben abartıyorumdur ama sanmıyorum pek... Çok soğuk.... Her geçen saniye sinirlerim daha çok geriliyor. Kafamı dağıtacak bir şeyler lazım... Ders mi? Yo... Çalışmam da gerek.. Çalışacam da zaten...
Niye her seferinde ters gitmek zorunda. Yalnızlığa mı mahkum olmam gerek... Sıkıldım... Uf ezberlemem gereken 5 tane grafik var; ileride ne işime yarayacaksa artıkın...! Sigara da kesmiyor...
Hiçbir şey diyemiyorum. Ne ağlayabiliyor ne konuşabiliyorum... Sadece susuyor ve etrafa bir tutam hüzün gönderiyorum bakışlarımla... Yalnızlık da bu olsa gerek...!
27 Haziran 2009 Cumartesi
Michael Jackson: Triller-moonwalk-dans-80ler...
Allam yarabbim... Kavuştum sonunda nete ya!... Ani bir kesimle sanki bir bıçak hayat damarlarımdan birni kesmiş gibi olup reelde morona bağlamlı bir hayat yaşamayı sürdürdüm. Vücudumda ki tüm kan artık bitmeye başlamışken, tam o sırada, son nefesimi verecekken işte gözüm son kez modeme ilişti onunla geçirdiğim anıların, izlediğim porno filmlerin, korsan indirdiğin anca materyalin, kandırdığım onca kızın, keklediğim onca erkeğin, yazdığım onca blogun, onca sanal arkadaşlığın bir film şeridi gibi geçmesi için... Ki bir baktım bütün ışıklar yanıyor. Way amk dedim ya! Burda boşuna ölüyoruz, boşuna nostalji yapıyoruz. Sie dedim böyle işi. Aldım nobuku. Bastım tuşa ortadoğunun ve balkanlarının en hızlı net girici olaraktan :P... Ve serum bağlandı... Saniyeler geçtikçe canlanıyordum.
Neyse bu kadar geyik yeter!!! Biraz ciddiyet yapalım... Bu uzun süre içerisinde neler yapmışım, neler olmuş düşüneyim bir... Hımmmmmmsss...!! Bir gece lenslerle uyumuştum (Kör bir bloggerım 5 numeree) Bir kalktım ki lensin bir tanesi yok... Gözümü uyurken nasıl açtım da o düştü de ohoo. Tabi hemen göz doktoruna gitmek lazım. Gittik bizde. İşte doktor sadece lens kullanma dedi. Gözlükte kullan falan. Tabi ben sürekli lensle uyuduğum için -sakın siz yapmayın- korneamın içine sıçılmış gibi bir şey olmuş. Havayı doğrudan havadan alıyormuş bu yüzden arada lensi çıkarıp gözün havayla direk temasını sağlamak gerekiyormuş. Bu yüzden pazartrsi iki kutum lensim ve gözlüğüm geliyor! 4 5 senedir gözlük kullanmıyordum garip oldum... Her ne haltsa...
Ya Michael jackson öldü ya! Sanki yalan haber gibi geliyor. İnanasım gelmiyor valla. Biraz anlaşılmakta güçlükte çekilse adamı severdim ya. Adam harbi işinde bir numaraydı. Orjinaldi ya... Şok oldum. Üzüldüm. Dansı, şarkılarını herkes sever; onu taklit etmeye çalışırlardı. Efsanelerin ölümleri beni garip yapıyor zaten. Normalde bakarsanız genç öldü ama onca ameliyata vücudu iyi direnç gösterdi. Keşke siyah kalsaymış derim bence çok tatlı biriymiş ama işte lanet olsun ki bu iğrenç dünya düzenine ve ırkçlığa. Ne kadar doğru yanlış bilemeyiz tabi ama hakkında onca suçlamalara rağmen onca hayranını hiç kaybetmedi. Her zaman hayranları onun yanındaydı.
Videoları...
19 Haziran 2009 Cuma
Beynimin içinde 1'ler halay çekiyor... Hobaa!

1 rakamından nefret ediyorum. Görünüşü olsun yeri olsun çok kıl bir rakam. Görünüşüne bakım "1"... Kazık gibi. Alsın size girsin diyor resmen...
Ya en başta oluyor; ya en sonda... Hiç orta yok! Siyah ya da beyaz... Gri yok... Griyi yaşayanlar 1'e uzak olanlar! Ha sondan ha baştan 1.ler.. İkisinin de hayatları tartışılır. Çünkü ikisi de göz önündedir her zaman. Herkes her zaman bir şeyler der 1lere. Biri mükemmelliğiyle ön planda olup bir diğer aşamada daha iyi olması için uğraşır ve kafasında "çalışmalısın daha iyi için" diye korkutucu sesler gidip gelir. Herkes bir başarı baskısı yapar! Diğerinde ise bir dırdır dır alıp başını gider. "Kötüsü sen kötüüüü! Bunu da yapamadın" gibilerinden psikolojinin dünyanın merkezine yolculuk yapmasını sağlarlar... :)
1leri sevmeme rağmen bir o kadar önemlidir kazık görünümlü rakam! 1 değerini, içinde 1 ile ilgili yediği kazığı yiyen anlar... Aynı benim 1 gün önce bütü kaçırmış olup 6 krediyi kazık gibi yemem gibi... :D
Önemli bir yere yetişebilmek için uçağı 1 saatle kaçırmak... Finallerden 1 puanla kalıp 49 almak... 1 kez hayatın tokadını yiyen dünyanın kaç bucak olduğunu anlar ve "aha bu gerçek hayatmış" diye saçma sapan halan daha toz pembe dünyanın etkilerini sürdüren bir cevap verir. 1 kez yaptığımız hatalarla hayatı öğrenip yanlışları tekrarlamayız. 1 dersle teşekkürü kaçırıp siktirname almak... gibi gibi örnekler çoğaltılailir.
Not: Bu konuyla ilgi fotoğraf araken hiç bu kadar sayıları sevmemiştim. Nerede benim matematik test kitabım?! :)
18 Haziran 2009 Perşembe
Part bilmem kaç: Korkulu ev sahibinin bitişi....

Evet düzenli olarak her ay biliyorsunuz ki evle ilgili problem yaşıyorduk ki bu ay daha öteki ay başlamadan ikinci bir problem yaşadık ve tak ettiği noktaya geldi. Efendim... Şimdi bizim şohben bozuldu. Sanki hayaletler duş alıyormuş gibi harıl harıl aman şarıl şarıl su akıtoyrdu. Dedik yaptırmak gerek yoksa su faturası kol gibi girebilir bize. Neyse ev sahibine mesaj attık. Dedik ki "şöyşe şöyle sorun var biz mi yaptırıp kiradan düşelim, yoksa siz mi yaptırmak istiyorsunuz?" diye mesaj attık. Gene ne dese beğenirsin kardeşim masrafları siz karşılayacaksanız usta çağırayım ben. Benim tansiyon fırladı mı gene. Ulan masrafı ben karşılayacak olsam seni işin içine ne karıştırayım. Ev sanki benim. Usta çağırmasını ben de biliyorum. Diyerekten bunun üstüne ver depozitomu çıkıyorum diye mesaj attık. Neyse aynne şöyle devam etti:
-Kontratı okuyunuz
-Neyi ima ediyorsunuz. Açık olun lütfen... Kontratta bir 3 bir 1 yazıyor... Belirsiz bir kontrat var ortada. Baştan beri akıtma falan sorunları vardı ilgilenmediniz. Uğraşmak istemiyoruz bu sorunlarla. Kötü bir ev sahibisiniz, dedik bizde.
-Kontrat kimin üstünüyse onunla konuşurum dedi o da
Ben hemen anneme (annemin üstüneydi) her şeyi anlattım. Tüm detayları anlattım ki güzel göt etsin diye... Neysem... O sırada wambireye bir tane daha mesaj geldi
-Yazışmalarınızda saygılı olun diye büyüklerinizle konuşurken, kötü ev sahibi görmemişsiniz siz dedi..
Arkadaşım da "ulan dedi kendimi zor tutuyorum sizin sayenizde onu da gördüm diye mesaj yollamak istiyorum da neyse iş büyemesin diye atmıyorum" dedi... Tabi ben hahahhahha diye kahakalar atıyorum...
Annem o sırada konuşmuş falan beni aradı. Sonra annem "iyi düşün ne yapmak istiyorsun ona göre adamı ikna edecem" dedi. Dedim çıkmak isityorum, bu olanlardan sonra daha orda kalamam :P... Depozito işini de hallettik. Bu iki ay kira ödemeyecez... Depozitoyu öylece alacağız işte. Ondan sonra daha huzurlu ve mutlu bir ev olacak inşallah!... :)
Tabi annemle bir sürü konuştum bu arada ben. İşte şohbeni sürekli yüksek derecede tutunca contalar yanmıştır. Yani suç bizde. Tamam da adam kapı için gelince dedi aynı şeyi biz de dikkat ediyoruz o zamandan beri. Artı hata bizde olabilir tamam ama deme şekli çok kötü. Kapı olayı olmuştu şurda... Bir insan birinden büyük de olsa saygı istiyorsa ilk önce hak etmeli...!
Kutlama yapcam valla bunun üzerine...! :D
17 Haziran 2009 Çarşamba
Kıçımda Kavak Yelleri...

Dikkat: Çok kıçlı bir yazıdır!...
Güler çok boş geçiyor gibi... Bir sıkıntıdır atamıyorum. Bir bezginlik sormayın. Üstüne bir de olmadığım kadar tembelleştim. Kıçımı koltuğun yanına kaydırmaya bile tembellik ediyorum. Yaz geldi. Tüm fakülteler kapandı. Bir bizim ki halen daha devam ediyor. Anlamadım gitti ne bu en son kapanma ve açılma merakı assolist gibi. Bu sıcakta ders yapılmayı eğitimciler uygun görseydi okullar haziranda kapanmazdı. Günün bilmem kaç derece sıcağında da anarşizim, faşizim de çok çalışır ya! Çalışılmayı bırak beyne girmiyor... Türkiye politikası yetmezmiş gibi bir de dünya politikasıyla uğraşıyoruz. Efendim... Sen kaşındın kızım! Seviyorum... Severek okuyorum ve çalışıyorum (Tamam bu sene çalışmadım pek) Ama bu sıcakta millet ateşini denizlerde, havuzlarda söndürürken, alnımdan inen ter damlası beni serinletmeye yetmiyor aksine piştiğimin kanıtı. Bu nasıl bir sarkastik(bkz: aşağı) cümle oldu. Neyse kısacası anyalacağınız kıçımda yağmur yağıyor! :D Hahah.. Buna bir de kıçımla güleyim..
Not:Nizonun lügatıma kazandırdığı ender kelimelerden. Kuzum senden bahsetmeyecektim ama olmuyor hayatımın tüm noktasına işlemişsin... Üzgünüm adını anmak zorunda kalıcam ara ara!
Neyse yaz geliyor... Arhavi'yi ve eski odamı özledim. Gerçi artık o müthiç dizaynlı odamdan eser yok ama neyse artık özledim işte.... Köyde inekleri kovalamak istiyorum. Dereye girmek elbiselerle... Oh!Buz gibi ya! Düşüncesi bile serinletti.
Bayadır kolaj ve video da yapmıyorum. Yazın boş kalınca Arhavi'de bol bol foto çekip videoalarım kendimi... :D Nihuahuahauha! :D (Kötü kadın gülüşü)
Neyseeemmm...
O değilde ffe sardım baya... O da değil niye 5 nümerree bozuk lenslerimi çıkarıp yatağa uzanınca ilham bombardımanı yapar anlamam. Üşenip kalkmam, yazmam.. Sonra kaçar hepsi... Blogger tavsiyesi: İlham gelidiği an ilhamını dök çok geç olmadan... Gelen ilham bir daha aynı gelmez... Bir seferliktir hepsi :) Öperim sizi... XOXO
Ma Si Porom Nizom! Love ya...
16 Haziran 2009 Salı
13 Haziran 2009 Cumartesi
The sims3

Herkes heyecanla beklediği gibi ben de sims3 onlar çok daha heyecanla bekliyordum :P... Çıktığı gibi korsancılara koştum... :D Ne yapayım ben de isterim orjinal almak ama şimdi tutup da 70 milyon bir oyuna veremem... Tanıdığım kimse vermez. Versem de aptal mısın derler! Saçma bir düşünce tabiki de sonuçta ortada bir emek var hakkını vermek gerek. Para kazanmaları da gerek ki oyunu daha iyi geliştirebilsinler. Gerçi sims her kuruşunu hak ediyor... :) Ancak ilerde kendi paramı kazanınca alırım :) Gerçi simse canımı veririm dersem abartmış olurum evet ama ancak para biriktirerek ilerleyen zamanlarda orjinalini almayı düşünüyorum ama üzgünüm oynamadan duramayacağım için şu anlık korsanı ile idare edecem. Ama ben aldım diye siz almayın... Korsana hayır tabiki de... Neyse tabi orjinalle korsan arasında anladığım kadarıyla sorunlar çıkıyor. İşte bazı bölümler falan olmaması gibi. Okuduğum kadarıyla... Neyse efendim...
Simsle ilgili tüm bilgiler detaylarıyla... :)
Oyun olur da hileleri olmaz mı :)
Simse yeni başlayanlar için güzel öğretici şeyler var bu sitede...! Bu da facebook grubu... :)
Videolarına bakmak isteyenleri şuradan alalım.
Bizimkisi bir Sims hikayesiii... :)







11 Haziran 2009 Perşembe
Selam! Bundan 20 yıl önce kıl etmek için sizi gönderildim....

Bugün benim doğum günüm! Bundan tam 20 yıl öncesi bir bebek dünyaya gelmiş bela olsun, milleti kıl etsin diye..! Yaşladım ya... ! 10luları da bitirdim. Vuuvuu.. Artık 2liler başlayacak allam, ölücem sanırım... Ay ay..... Onu bırakadın da işin çok komik kısmı var. İlk mesajı bir arkadaşım attı ikinciyi sorsam hayatta ama hayatta tahmin bile edemezsiniz. Kim mi? Fatih Belediyesinden Belediye Başkanı... Ama olmadı tayyip sen unuttun doğum günümü :) Bekliyorum mesajını bak :) :D Puauhuah... Ay çok güldüm ya okuyunca... Yalnız o telefon listemdeki insanlara tüüü diyorum burdan. Reziller... Fatih belediyesi bile unutmadı siz unuttunuz... :) Ay ay ne yaşımda neler diliyorum.... Bu arada mtv my sweet sixteen bölümü için özel yeja in twenty bölümü yapacaklarmış. Israr ettiler ama ben kabul etmedim ya... Finallerim var dedim... :) Neyse... Önümdeki bir sene için mutlui huzurlu, başarılı ve bol aşk dolu sene diliyorum kendime...
Küçükken her sene doğum günümü kutlatırdım anneme. okuldaki doldurur eve particik yapardım. Bol bol incik boncuk hediyeleri gelirdi. Sonra annem de güzel pastalar yapardı. Bu arada pastacılardan güzel olmasın çok güzel yaşpastası yapar ve çok güzel süslerdi valla...! :D Yaş ilerledikçe artık doğum günleri sarmaz oldu. :D Herhalde yaşlandığımın farkına varmaya başladım... :) Aman zaten artık sarmamaya başladı pek... Sevdiklerimle kutluyorum artık ufak bir pasta alarak. Aslında bu sene büyük bir parti düşünüyordum ama finallerime denk geldi şansa... 20lilere giriyorum ya hani... Neyse 21e girince yaparım artık. :P Zaten her zaman okul bitimine denk geldi ya da sınavlara falan... Ne biçim doğum tarihidir :P... Yok yok... Ben seviyorum doğum tarihimi.. :) İkizler burcuyum... :D Dengesizim evet... Ne var! :P Neyse öpüyorum... Bobem kankam falan kutlamaya gidiyoruz... :)
İyi ki doğrum...!
Gene ben olmak isterdim başka bir zamanda...
Seviyorum kendimi... :) Sizleri de... :) Ama nizoyu daha çok... :)
Başımın Belaları...
Geçen düşündüm de takıntılarımı baya var gibi çıktı... Sonra dedim amma takıntık hatunmuşum diye... :D Kıh kıh...! Şimdi takıntılarım nelermiş..! Çok da millet benim takıntımla ilgilenir ya :P ... İşte blog kültürünün özelliği... :D Millet sanki bizim ne yaptığımızın çok umrunda ya sırf günlük okuyormuş gibi oluyorlar ya ondan okuyorlar. :D Hani gizli gizli okumanın zevki vardır ya... Sonra arkadan vay köpek ne yazmış benim hakkımda bir de en yakın arkadaşım derdim... Kalleş diye... :D Heheh... Neyse...
*Bir kez duşa girince kesinlikle gözlerimi kapayamıyorum... Kapatırsam hemen açıyorum. Burdan anlaşılacağı üzere çok fazla duşta cinayet konusu geçen korku filmi izlemişim.
*Gene bir korku filmi etkilerinden biri bu sefer ki daha yaratıksal bir olay. Gece yatarken yataktığın ölçüleri aşacak şekilde kol ve bacak uzatamam. Sanki böcek gelip ayağıma çıkacakmış gibi ya da bir ey çıkıp ayağıma koluma dolanacakmış gibi. :D
*Biraz simetrilik de var. Gerçi bu hastalık gibi bir şey takıntıya girer mi bilmiyorum. Ama az çok az var...! Kapılar, çekmeceler kapalı olacak. Duvardaki posterler yan falan durmayacak. Aralardındaki mesafeler eşit olacak.
*Bu takıntım küçükken çok vardı! Eski evde adı üstünde ev de eski püskü... Tuvalete girince örümcek çıkmasın, çıkarsa don ayaklarda kaçayım ısırmasın bir yerlerimi diye iki de bir köşelere bakardım. Bakmazsam olmazdı. Neyse bir gün yeni eve geçtik. Etkileri halen daha sürüyor tabi. Zavallıyım.. Atlatamamışım şu psikolojiyi neyse annem de casper dergisi almış bana (çok da severdim) Okuyorum tuvalette...! :D Örümceklerle ilgili bir bölüm vardı. Tam hatırlamıyorum şimdi neyse... Şöyle bir şeydi: Tarantula çok zehirli örümcektir. Tuvaletlerde bol bulunur diye ben bir okurum bunu. Deli gibi sağa sola bakınıyorken sonra devamını okudum ki "Korkmayn Türkiye'de bulunmaz" demesinler mi... Pof.. Ben bir rahatladım anlatamam...
*Arıdan da çok korkarım... Fobim de bu olsa gerek...
Neyse aklıma bu kadar geldi şimdi.... Aman salla takıntıyı yaşa tıkırtıyı! bkz:Yeja Saçmalıkları
09 Haziran 2009 Salı
Pardon yüzünüzde Filli boya çalışması mı yaptınız?

Bağcılardan döndüm sonunda... Allah'ım Irana gidip dönmüş gibi oldum valla. Bir de ordaki insanlar kadar öküz insan görmedim ya... Valla kimse üstüne alınmasın öküzlere diyorum onlar da belli zaten... İsterseniz de alının valla üzgünüm her gittiğimde böyle öküzlüklerle karışılaşında illahlah ediyor insan. Üstelik en normal halimde gidiyorum emin olun yani.... Aman neyse...
Neyse efendim bugün pek bir şey yapmadım. Zaten götümle nefes alıyorum desem yeridir. Durduğum yerde su döküyorum. İşemiyorum.. Ter manasında... ! Çok sıcak ya.. Valla çarşamba sınavlar da başlıyor. Bu sıcakta nasıl çalışır bilemiyeceğim açıkçası. :D Bu sıcakta bir kere kot giyemiyorum. Uzun paçalı olaraktan. Bol ince yazlık eşofman tarzı ya da şortlar iyi oluyor. Kotu yazın derim kabul etmiyor. Zaten ardık bol kot modası da olmadığı içinde tüm kotlar dar paça. Bu sıcakta çok da çekilir ya... Makyaj da yapılmıyor. Valla allık rimel o kadar!
Not: Eğer allığı sürdünüz baktınız çok renkte durdu (atıyorum çok pembe oldu, yapay oldu) Üzerini pudrayla hafiften dağıtın. Hem doğal al almış gibi durur hem de pudra (Sanırım o da pudra ya toz fondöten ama hani pudra gibi aman pudra deyin işte siz!) renk vermez. Aldığınız her ne ise pudra artık teninizden çok farklı olmasın.
Yalnız burdan anlaşılacağı üzere makyaj isim bilgim sıfır gibi bir şey...! :D Hani makyaj az yapan insan da değilim... :D Aman çok da gerekli görmemişim demek ki.. :)
Makyaj demişken. Bağcılara giderken otobüse bir kız bindi. allahım böyle mi makyaj olur ya...!!! Aynaya bakınca tamam makyajım oldu nasıl diyebildi ya...! Tamam insan badana tarzı makyaj yapar. Sever suratta saatlerce oynamayı yapmayı da yok artık yuh bu kadar da olmaz. Bu oynamamış ki rastgele sürmüş. Kız çocukları merakla annelerin malzemeleri kurcalarda beceremeden sürerler ya sonra anne görünce güler karşısında palyaço görmüş gibi. Kadının suratı bok gibiydi. Ya hani deriz ya götüme kaç göz çiz daha seksi olur diye. Bak valla aynen bu kadın için denirdi ya... O nasıl bir kalem çekme ya! Kömürü almış rastgele dolamış gözün etrafında geniş açıyla. Ama açıyı kapatmamış da. İçerisi boş. Akmış zaten yarı makyaj. Bu sacakta yapılır mı zaten bol makyaj akar. Götümden ter akıyor. Sonra bir allık bir allık sorma. Hiç sevmem koskoyu sürerler ya. Doğal durmaz. Bir de koyu renk hani böyle pembe kırmızı falan değil. Bildiğin kömür tozlarından yapmış hatun. Dişler felekatti zaten. Saçları hiç sormayın. Siyah 2 3 tane bok sarısı balyaj. İğrençti. Valla 10 üzerinde pulanlama yapsam en az puanı bile haketmiyor.
Valla aklıma geldi bak bak gece uyuyamayacam da gör! Pis hortlak karı ya...!





